Çarşamba, Eylül 23, 2020
Ana Sayfa Genel Gelecek 10 yılda otomotiv sektöründe neler değişecek?

Gelecek 10 yılda otomotiv sektöründe neler değişecek?

Gelecek 10 yılda otomotiv sektöründe neler değişecek? Elektrikli otomobiller ile ilgili olan her konuyu konuşmak ve farkındalık yaratmak için başlattığım bu yazı serimin ilkinde baslığı “Elektrikli otomobillerin tarihi ve Tesla devrimi “ olarak atmıştım. Bu hafta sizlerle devrim derken neyi kastettiğimi paylaşmak istiyorum. Birçoğumuz için bugün bilim kurgu gibi görünen değişimlerin içinden geçiyoruz. Bundan 30 sene önce bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz, gerçeklik dışı olarak adlandırdığımız ve hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan birçok teknoloji bugün hayatımızın içine girmekte ve bize gündelik hayatımızda pek çok kolaylık sağlamak üzere tasarlanmakta.  Geçen haftalarda sizlerle elektrikli otomobillerin batarya sistemlerinden ve maliyet avantajlarından bahsetmiştim. Bu hafta isterseniz birazda fonksiyonel alanda yaşanan değişiklerden ve bu değişikliklerin gündelik hayatımıza entegrasyonundan bahsedelim.

Kendi kendine giden otonom otomobiller

              Yaşanan yeniliklerde başı çeken ilk konu hiç şüphe yok ki kendi kendine giden (otonom) otomobil teknolojisi. Bu teknolojinin öncülerinden birisi de okuyucularıma artık hiç de uzak olmayan bir isim olan Elon Musk. Kendi kendine giden otomobil konusu gerçekten üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek, tez ve anti-tez üretilebilecek bir konu. Gerçekten böyle bir teknolojiye ihtiyaç var mı? Uygulamada bize ne gibi yasal sorunlar ve sorumluluklar getirecek? Bu sorulara bugünden net bir cevap verebilmek gerçekten güç, ancak ben bu konuda umutlu ve olumlu bakanlardan yanayım. Trafik kazaları dün de oluyordu, yarın da olmaya devam edecek. Dikkatsiz ve sorumsuz araba kullanan insanların, yani diğer bir deyiş ile insan faktörü işin içerisinde olduğu sürece kazalara sebep olmaya devam edecek. Tesla’nın ürettiği bu yeni teknoloji aslında tam da bu noktada beni umutlandırmakta.

Araba kullanmayı hobi olarak görmemizi sağlayacak bu teknoloji, ulaşım ihtiyacımız noktasında ise insan faktörünü denklemin içinden çıkartmakla beraber kendi kendine giden otomobil konusunda anti-tez savunucularına da savunma şansı bırakmayabilir. Araba kullanmak bir keyif, araba sahibi olmak özgürlüğe ve mobil olanaklara doğru atılmış büyük bir adım. Bu konuda herkes hemfikir zaten ama esas sorun bu keyfi daha güvenli yaşayabilir miyiz? Cevabı bugünden vermek için henüz çok erken ancak teknoloji geliştikçe ve istatistikî olarak insan hatalarından ötürü olan kaza oranindan daha dusuk bir orana ulaştıkça kullanıcının da bu ürüne olan güveni ve saygısı artacak diye düşünüyorum. Unutmayalım ki ölüm ile sonuçlansın ya da sonuclanmasin, kazanin kazanan tarafi olmuyor. Eger bu yeni teknolojiler bu karşılıklı kayıpları minimuma indirgeyecek ise, en azından o ümidi sunuyor ise sonuna kadar desteklenmesinin arkasında durmamız gerektiğini düşünüyorum.

Gelin size birkaç çarpıcı örnek ile bu kendi kendine giden otomobil teknolojisinin neler yapmayı vaat ettiğinden bahsetmeye çalışayım. Arabanızı telefonunuzla bulunduğunuz yere çağırabilmek, bir restorana yemek yemeye gittiğinizde arabanızı valeye vermek yerine evinize geri gönderebilmek, çocuğunuzu okula telefonunuzdan arabanızla göndermek, arkadaşınızı evinden arabanızla almak… Bu örneklerin sayısını arttırmak kolay, hayal gücünüzle alakalı gerçekten… Şu an bu gibi kolaylıklar teorik olarak mümkün gibi durmakta ve yakin bir tarihte mümkün hale gelecek gibi duruyor. Prensip olarak bakmak gerekirse eğer, teknolojiyle savaşmak yerine teknolojiyle barışık olmak, yeniliklere açık olmak ve kendimizi daha hızlı adapte edebilmek uzun vadede toplum olarak başarılı olmamızı sağlayacak. Adapte olmakta geç kalan toplumlar ise her zaman olduğu gibi geride kalmanın dezavantajları ile yüzleşmek zorunda kalacak.

              Bu teknoloji otomobil sektörüne birkaç daldan entegre olacak. İlk kullanım alanı ise şahsi otomobillerde olacak. Tesla 2015 senesinden sonra ürettiği bütün modellerinde “otomatik pilot” özelliğini standart olarak sunmaya başladı. Otomatik pilot ne diye soracak olursanız, isminden de anlaşıldığı üzere kontrolü tamamen arabaya bırakılmayan, otoyollarda ve trafikte kullanıcıya yardımcı olmak üzere geliştirilmiş sürüş yardımı uygulaması. Sinyal verip şerit değiştirmek, hız artırıp, dusurmek, ani durma ve öndeki otomobil ile sürüş mesafesini düzenlemek bu sürüş yardım uygulamasının temel fonksiyonlarından öne çıkanları. Tesla 2019 senesi içerisinde otomatik pilot uygulamasına ilave olarak “tam kendi kendine kullanım” özelliğini de 6000 dolar ilave ücret karşılığında sunmaya başladı. Arabanızın sahibi olduğunuz sürece size 6000 dolar karşılığında ömür boyu şoförlük hizmeti sunan bir arabayı düşünün.

Bu yazılım ile donatılmış Tesla otomobillere sahip insanlar artik yola çıkmadan önce A noktasından B noktasına giderken navigasyona adres bilgisini koyduktan sonra araca hiçbir müdahalede bulunmaksızın seyahatlerini tamamlayabilecekler. Arabanın birçok noktasına yerleştirilmiş akilli kamera sistemi, bugün yollarda gezen sayısı milyona yaklaşmış diğer Tesla modelleriyle birlikte sürekli olarak yol bilgisi topluyor, toplanan bu data oluşabilecek bütün beklenmedik koşullara karsı yapay zeka tarafından analiz ediliyor ve yazılım kendi kendini geliştiriyor. Yollarda ne kadar çok benzer teknolojiye sahip otomobil olursa sistem o kadar iyi hale geliyor. Tesla yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre Tesla’nın bu uygulamasına sahip araçlar şu anda kaza istatistiği bakımından insan kullanımından daha düşük bir kaza oranına sahip.

Mercedes-Benz Intelligent Drive ile kendi kendine giden otomobil teknolojisinde öncü firmalardan bir tanesi.

Fırsat mı, tehdit mi?

Peki, bu yeni teknoloji otomobil sektörü açısından hangi konularda devrim diyebileceğimiz fırsatlar sunuyor. Sorulması gereken ilk konu kurumsal kullanımda sunabileceği maliyet kazanımları olmalı. Bu teknoloji lojistik ve toplu ulaşım konularında önümüzdeki 10 yılda pek çok sektör için kimisine göre tehdit, kimisine göre fırsatlar sunuyor. Bunun bir tehdit olduğunu düşünecek olanlar şüphe yok ki, araba kullanarak ekmeğini kazananlar. Bu grubun içine taksi şoförleri, otobüs ve minibüs şoförleri, kamyon ve tır şoförleri giriyor. Şoför maliyetini ve ulaşım sürelerini ciddi anlamda azaltacak olan bu teknolojiyi fırsat olarak görenler ise lojistik firmaları, belediyeler, taksi, otobüs ve minibüs hat sahipleri ve daha birçok konuda filo araç yönetimi yapan lojistiğin diğer taşeron kurumları. Finansman gücü yüksek olan, bu yatırıma önceden girmeyi başarabilecek olan lojistik şirketleri maliyet noktasında avantajlı hale gelebilecek ve maliyet konusundaki adaletsizlikler monopollere yol açabilecek.

Büyük ekonomist Adam Smith’in de bahsettiği kar maksimizasyonu odaklı iş dünyası tercihini tabi ki maliyet düşürmekten yana kullanacak. Yani diğer bir değişle, esas sorulması gereken sorunun bu teknolojinin hayatımıza girip, girmeyeceğinden çok; ne zaman gireceği olmalı. Ne yazık ki bu yazdıklarım ekmeğini araba kullanarak kazanan birçok kimse için kötü haber gibi duruyor. Onların geçimlerini sürdürebilme konusunda endişelenilmesi gerektiğine inanıyorum. Ama bu gelen teknolojilere taşla, sopayla saldırmanın da kimseye bir şey kazandırmayacağı aşikâr. Önemli olan bu değişikliklerin geldiğini önceden görmek, hazırlanmak ve adapte olabilmek… Endüstriyel devrimin yaşandığı yıllarda, Amerika ve Avrupa’da insan gücü makineler tarafından yer değiştirmeye başladığında buna benzer tartışmalar hep yaşandı. Çin de bu sürecin içinden çok yakın bir zamanda geçecek. Aynı sorunu,  fabrikalarda daha az insana ihtiyaç duyulduğunda Çinliler de yaşamaya başlayacak. Akıllı toplumların bireyleri kendilerini bekleyen bu tehlikeyi önceden gören toplumlardır. Bu değişime karşı savaş açmaya çalışan toplumların bireyleri ise kar maksimizasyonun çarklarının arasında sıkışmaktan kurtulamayacaklardır.

Cadillac da otonom sürüşe yönelik olarak başarılı ve ciddi çalışmalar yürütüyor. Günümüzde ABD’de 230.000 km’lik otoyol kesiminde Super Cruise ile eller serbest sürüş yapılabiliyor.

              Değerli okuyucular, sizlerle son iki aydır elektrikli otomobiller hakkında bildiklerimi paylaşıyorum. Makalelerimin okunma oranlarındaki artış beni çok mutlu ediyor. Göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü sizlere teşekkürü bir borç biliyorum. Eger bu yazılarımı faydalı buluyorsanız lütfen çevrenizdeki otomobil meraklıları ile paylaşmayı unutmayın. Haftaya yeni bir konuda görüşmek üzere…

Kalın sağlıcakla,

Dr. Mehmet Balkanlı

South Georgia State College

Assistant Professor of Marketing

Önceki yazılar:

Elektrikli otomobil tarihi & Tesla devrimi

Elon Musk kimdir?

Elon Musk Tesla’yı neden kurdu?

Tesla’nın üstünlükleri nelerdir?

Tesla ve İlk Prensipler Teorisi

SpaceX – Starlink ve Küresel İnternet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

 

Kategoriler