Pazartesi, Mayıs 25, 2020
Ana Sayfa Röportaj Söyleşi: Renault Tasarım Şefi Laurens Van den Acker

Söyleşi: Renault Tasarım Şefi Laurens Van den Acker

Göreve geldiği Eylül 2009’da yine bir Frankfurt Otomobil Fuarı’nda bir araya geldiğimiz Renault Tasarım Şefi Laurens Van den Acker, aradan geçen iki yıl boyunca Fransız üreticinin gelecekteki modellerini şekillendirme çalışmalarında en üst düzeyde görev ve sorumluluk aldı. Van den Acker göreve geldikten sonra tasarlanan ilk seri üretim model olan Twingo’nun dünya tanıtımı fuarda gerçekleştirildi. Öte yandan yeni bir konsept araç olan Frendy de Renault standındaki önemli yeniliklerden biriydi. Türk basın mensupları olarak Van den Acker’le yaptığımız toplu söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızı düşünüyorum.

 

Renault modellerinin gelecekteki tasarımlarını şekillendirirken nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Göreve geldiğimde çok önemli bir fırsat elde ettim, çünkü beni tasarım konusunda serbest bıraktılar. Bu bir otomobil tasarımcısı için çok nadir bulunan bir fırsattır. Ben de işe Renault’nun marka kimliğiyle başladım. Renault çok insancıl bir marka. Bunu devam ettiriyorum. Yeni tasarımlar da insancıl, sıcak, duygulara hitap eden nitelikte olacak. Öte yandan, global pazarda herkese hitap eden bir marka olduğumuz için de hayatın her aşaması için otomobil tasarlıyoruz. Zaten çeşitli konsept araçlarımız, tüm bu farklı ihtiyaçlara cevap verecek otomobillerin habercisi konumundalar. Yeni tasarım anlayışımızın ön yüzünü bu fuarda tanıttığımız Twingo’yla birlikte ilk kez seri üretim bir modelde görüyorsunuz. Yeni tasarım çizgimizin diğer detayları da 2012’de tanıtacağımız yeni Clio’yla ortaya çıkacak.

 

Renault 4 tekrar üretilecek mi?

Benim görevim Renault’nun geleceğini tasarlamak. Ama bu markanın geçmişi de çok zengin. Uygun bir fırsat olursa geçmişin ikon tasarımlarını yeniden gündeme getirebiliriz.

 

Elektrikli otomobillerin tasarım bakımından getirdiği avantaj ve dezavantajlar nelerdir?

Elektrikli otomobiller tasarlarken en önemli fark, piller için yer bulmak gerekmesi. Ancak bu bir avantaj da olabiliyor. Çünkü pilleri birbirinden ayırıp aracın farklı yerlerine yerleştirmek ya da bir bütün halinde yassı hale getirmek mümkün. Bu da tasarımcıya esneklik kazandırıyor. Zaten bu sayede Kangoo Z.E. normal bir araç gibi görünüyor. Benzer şekilde Fluence Z.E. de, standart Fluence’tan çok da farklı bir tasarıma sahip değil. Öte yandan elektrikli araç tasarlarken, termik motorlu olamayacak kadar küçük ve işlevsel modeller de geliştirebiliyorsunuz. Twizy konseptimiz bunlardan biri. Twizy’yi termik motorlu yapamazdık. Ayrıca gelecekle ilgili daha da umutluyum. Üretilen ilk cep telefonlarını düşünün, ne kadar büyük ve ağırdılar. Pil teknolojisi geliştikçe ve piller küçüldükçe, elektrikli otomobil tasarımında daha da özgürleşeceğiz.

 

Birçok markanın modelleri birbirine benziyor. Renault ürün gamında ise durum farklı. Bunu neye bağlayabiliriz?

Çok haklısınız. Renault modelleri bir bütün parçası olmakla beraber, birbirinden farklı karakterlere sahip. Zaten biz de böyle olmasını istiyoruz. Her modelin kimliği farklı olmalı. Ama bir yandan da marka içinde bir tutarlılığı ve dengeyi yakalamak gerekiyor. Bir futbol takımı düşünün, futbolcuların her biri farklı tişört giysin. Fransa’da bu oyuncuları belki herkes tanır ama Fransa dışına çıkınca ekibi kimse tanıyamaz. Oysa hepsi aynı tişörtü giymeli ama karakterleri ve becerileri farklı olmalı. Biz Audi gibi olmak istemiyoruz. Onlarda sanki her araç aynı tasarıma sahip. Oysa bir ürün gamında çok farklı müşterilere hitap eden ve işlevleri farklı olan araçlar vardır ve kimlikleri farklılaştırılmalıdır. Örneğin bizim model yelpazemizdeki Twingo ile Kangoo’nun ne kullanıcıları ne de kullanım amaçları ortak. Bu nedenle, belirli tasarım anlayışını korumakla birlikte farklı görünümlere sahipler, ama elbette ikisi de Renault takımının birer oyuncusu.

 

Farklı müşterileri olan Renault ve Dacia markalarını tasarım anlamında nasıl konumlandırıyorsunuz?

Renault ve Dacia, farklı karakterlere ve dolayısıyla da farklı müşterilere sahip iki markamız. Bu markalardan birinin diğer markanın müşterisini almamasına çok dikkat ediyoruz. Renault ve Dacia’nın farklılığını geçmişe oranla daha çok vurguladığımızı düşünüyorum. Renault güneyli, Akdenizli, daha fazla duygulara hitap eden bir marka. Dacia ise daha kuzeyli, sağlamlık vurgusu yapan ve akılcı bir karaktere sahip.

2 YORUMLAR

  1. bız ıkı arkadas tasarımcı adayıyız. sayın Acker a bır kac çizimimizi yollamak ıstıyoruz. dırek maıl adresı sızde bulunmakta mıdır. nasıl ulaşabılırz,yardımcı olursanız sevınırız. ıyı calısmalar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

 

Kategoriler