Salı, Mayıs 17, 2022
Ana SayfaDiğerSürüş izlenimlerinde plasebo etkisi ve gerçek testler

Sürüş izlenimlerinde plasebo etkisi ve gerçek testler

Yazıya başlarken uyarmak isterim, dikkat uzun yazı. Ama testler ve sürüş izlenimlerine meraklı kişiler için ilginç olabilir.

Yazının yazılma nedeni, sektörde fazla ciddiye alınmayacak olsa bile, sektörden bir kişi tarafından “Türkiye’de hiçbir yayının test yapacak konumda olmadığı” iddiasının ortaya atılmış olmasıdır. Türkiye’de performans testi, test ölçümü yapan yayınlar bellidir. Bunlardan ikisi Otomobil Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesindeki www.otomobil.com.tr ve e-otodergi’dir. Diğerleri ise otohaber, auto motor & sport ve Auto Show dergileridir. Bu cümlelerde www.otomobil.com.tr ve e-otodergi’nin adı geçmese de bir cevap hakkı doğuyor. Çünkü biz Otomobil Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak bu iki yayınımızda  test (hızlanma ve fren testleri) yaptığımızı söylüyoruz.  Bu açıklamaları hem konuya uzak kişilerin bilgi sahibi olması, hem de iddia sahibinin iddiasının gerçek dışılığını göstermek için yapıyorum ve nasıl iddia sahibi kendince tespitlerde bulunmuşsa, ben de yazıda çeşitli yerlerde kendimce tespitlerde bulunuyorum.

***

İddialara geçmeden önce test kavramını biraz irdelemekte fayda var.

Bugün otomotiv dünyasında hem üreticiler, hem de medya tarafından çeşitli testler yapılıyor. Testte önemli olan nokta neyi test etmek istediğinizdir. Yani bir aracın hızlanmasını mı, frenlemesini mi, araç gövdesinin burulma direncini mi, yoksa fren esnasında ön düzen açısının ne kadar değiştiği mi bulmak istiyorsunuz?  Bunlar önemli.

Mesela bir otomobilin üretim aşamasından önce kapısının robotlar tarafından binlerce kez açılıp kapatılması bir testtir. Aynı şekilde amortisörlerin özel tezgâhlarda yüz binlerce kez aşağı-yukarı çalıştırılması da bir testtir. Bununla birlikte basın kuruluşlarının otomobilleri 100.000 km kullanıp, sonra söküp aksayan noktaları bulmaya çalışması da bir testtir.

Aslında test bir disiplindir. Yani değişik ürünlerin aynı şekilde ölçümlendiklerinde; gözlemlendiklerinde, kullanıldıklarında; anlamlı, objektif ve tekrarlanabilir sonuçlar çıkarılmasına test diyebiliriz. Aynı zamanda test, test edilen ürün için bir sınavdır. Çünkü benzer, muadil ürünler, araçlar aynı şekilde test edilirlerse o ürünlerin benzer ürünler (veya benzer olmayan ürünler) arasındaki konumu da değerlendirilebilir. Tabi öncelikle testin kriterleri belirlenmelidir. Mesela bir ürün (otomobil) için fren testi 100-0 km/s aralığında yapılıyorsa, diğer ürün için de 100-0 km/s aralığında yapılır. Bunun için yine şartları mümkün olduğunca eşitlemek adına yakıt deposu doldurulur ve lastik hava basınçları fabrikanın önerdiği değerlere getirilir ve ölçümler aynı zeminde yapılır. Bir otomobil günlük kullanım stilinde 100.000 km boyunca kullanılıp sökülüyorsa, diğeri de aynı stilde 100.000 km kullanılıp sökülür. Biz şimdiye kadar sadece bir videolu testimizde, test gününde her zaman kullandığımız ölçüm zemininin nemli olması nedeniyle başka bir bölgede performans ölçümü yaptık. Ama şunu da belirtmek isterim ki dünyadaki birçok ünlü dergi birden farklı alanda test yapıyor. Bunun nedeniyse bir şehirde iklim koşulları uygun değilse, diğer şehirde iklimin uygun olup olmaması ile ilgilidir.

***

Otomobil dergilerindeki test yazıları objektif ve subjektif yönlere sahip olabilir. Ölçümlenebilen değerler fren mesafesi, hızlanma, ara hızlanma gibi değerler objektif değerlendirmelerdir. Subjektif değerlendirmeler ise kişiden kişiye değişebilecek konuları kapsar. Koltukların rahatlığı vs. Koltukların diz mesafesi, baş mesafesi gibi konular da objektif olarak ölçülebilir. Ferahlık hissi ise subjektiftir. İç gürültü ölçümlerinde, (şu an e-otodergi’de yer vermiyoruz) kabin içi gürültü değeri desibel olarak az çıksa bile kulağa rahatsız edici gelebilir. Bunun nedeni sesin frekansıdır. Yani kabin içi gürültünün, akustik konforun hem objektif, hem de subjektif yönü vardır. e-otodergi’de ses ölçümü yapmadığımızı belirttik. Zaten youtube’da da yer verdiğimiz test videolarımızda “performans testi”, “yol testi” gibi ibareler kullanıyoruz. Bilgi vermek için ses ölçümlerinin nasıl yapıldığından da bahsedeyim. Dergi tipi testlerde bu iş için bir adet ses ölçer kullanılır. Bu cihaz genelde ön tarafta kulak hizasında veya biraz öne, dikiz aynası hizasına doğru tutulur. Burada da esas olan ses ölçümlerinin aynı hız (kadran hatasından arındırılmış gerçek hız) ve aynı zeminde yapılmasıdır.  Üreticiler ise bu tip ses ölçerlerle birlikte çarpışma testlerinde kullanılan mankenlere benzer mankenler kullanıp bunlara kulaklık ve ses ölçer takıp, her koltuktaki sesi ayrı ayrı ölçerler ve analiz ederler.

***

İddia sahibinin yazdığı, Forum Donanım Haber sitesindeki mesajların birinde Türkiye’de hiçbir yayının otomobil testi yapabilecek konumda olmadığından bahsedilmiş ve şöyle denmiş (aynen alıntıdır, yazım hataları iddia sahibine aittir):  Türkiye’de gerçek anlamda testten bahsetmek için pistlerin kapılarının basında açılması ve göstermelik değil ciddi maliyeti olan çok sayıda teknolojik ekipmanın elde edilmesi gerek. Motordan, egzoza, şanzıman sistemine, lastiklerden, desibel ölçen aletlere, 0-100 km/s için sensörlü ve finiş çizgisine konan ekipmanlara kadar çok fazla şeye ihtiyaç var.”


Öncelikle bu iddiayı ortaya atan kişi bilmelidir ki Hazerfen Havaalanı standart performans  ölçümü ve fren testi için uygun değildir. Çünkü zemini eğimlidir. Otomobil testinde özel bir ölçüm söz konusu olmadığı takdirde (mesela yüzde 10 eğimli pistte fren mesafesi ne kadar uzar? Bu özel ve standart dışı bir ölçümdür. Eğim-fren mesafesi ilişkisini anlamada kullanılabilir.) ölçümler düz ve kuru zeminde yapılır. Bu bir kuraldır ve bütün dünyada böyledir.

Bu arada iddia sahibinin mesajında yer alan “Motordan, egzoza, şanzıman sistemine, lastiklerden, desibel ölçen aletlere, 0-100 km/s için sensörlü ve finiş çizgisine konan ekipmanlara kadar çok fazla şeye ihtiyaç var” cümlesine bir açıklama yapmam lazım. Çünkü “motor, egzoz, şanzıman sistemi ve lastikler” zaten araçlarda standart olarak mevcut ve onlar için ek bir masraf yapmaya gerek yok. İddiayı ortaya atan kişinin cümlenin kurgusu sanki bunlar yokmuş gibi bir anlam ortaya çıkartmış.

***

Bizim birçok otomobil üreticisi, lastik üreticisi, yarış takımında da bulunan gelişmiş test ekipmanımız var. Bu cihaz aracın anlık hızını, fren mesafesini, herhangi iki hız dilimi (0-100 km/s, 0-120 km/s) arasındaki hızlanma süresini, kalkıştan itibaren kaç metre yol alındığını, ortalama hızı, slalom hızını, yanal ivmeyi (G), eğer pistte tur atılıyorsa tur zamanlarını, enlem-boylamı  ve bir dergi okuyucusunun otomobil performans testinde merak edilebileceği birçok veriyi sunabiliyor ve bu verileri eş zamanlı olarak videoya yansıtabiliyor.  Dilenirse ek bir modülle fren yapıldığında otomobilin kaç derece öne yattığını, virajda kaç derece yana yattığını ölçmek de mümkün.  Zannedildiği gibi 0-100 km/s hızlanması için finiş çizgisine sensörlü ekipmanlar koymaya da gerek yok!

Ölçüm sonuçlarını videoya eş zamanlı aktaran bu sistemde toplanan veriler bilgisayar ortamında daha kapsamlı olarak incelenebiliyor.  Ekteki görüntü Kia Cerato Koup’a ait bir veri dosyasının açılmış hali. Burada değerler grafik veya sayı olarak görülebiliyor. Mesela bu tabloda grafikte yer alan işaretli bölge vites değişim zamanını gösteriyor. Ölçümünü benim yaptığım bu otomobilde vitesi 2’den 3’e atıp aracın tekrar hızlanmaya başlaması arasında geçen süre saniyenin beşte biri kadar, yani 0.2 saniye olmuş.

Test cihazına sahip olmak kadar buradan toplanan verileri incelemek de bilgi ve birikimle alakalıdır. Test ekipmanını kullanacak bilgi ve birikimini hem okuyarak, hem daha önce çalıştığım yurtdışı lisanslı dergilerin test editörleriyle konuşarak ve beraber testler gerçekleştirerek, hem henüz dergilerde çalışmaya başlamadan önce kendi kişisel test cihazımı alarak, deneyerek, hem de cihaz üreticilerinin kurslarına katılmakla elde ettim.

Ayrıca bu iddiayı ortaya atan kişi hayatında kaç defa test cihazı görmüştür? Yurtdışındaki büyük dergilerin test editörleriyle otomobil test etmiş midir?  Otomobil performans testi ve bunun ekipmanları hakkında bilgili midir?

Test hayatın her alanında olan bir olgudur.  Öğrencilik de bile testler vardır. Ama test olması için sınıfta olmaya gerek yok. Eğer öğretmen tüm öğrencilere aynı soruları verirse ve bu soruları herkesin bahçede yanıtlamasını isterse test, yine de testtir. Çünkü teste katılanlar için eşit şartlar sağlanmıştır.

***

Yine iddia sahibinden aynen alıntı bir cümleyi paylaşıyorum: “Test adını dergimde ancak ABD ve Avrupa standartlarında çok sayıda ekipman, standart diş derinliği ve hava basıncına sahip aynı marka lastik, standart hava ve zemin koşulları ile sıfır eğimde test araçlarını inceleyebildiğimizde kullanacağım.”

İddia sahibi test kelimesini dilediği yerde kullansın, benim için önemi yok. Ama bana göre yukarıdaki cümle iddia sahibinin “otomobil testi” konusunu bilmediğinin net bir ifadesidir. Neden mi? Kısaca bahsedeyim.

Çünkü otomobil testleri aynı marka lastikle yapılmaz. Dünyadaki hiçbir otomobil dergisi bunu yapmıyor. Çünkü test otomobili bir bütündür ve üzerinde fabrika çıkışı lastikler olur ve -eğer özel bir durum söz konusu değilse-  otomobil fabrika çıkışı lastikleriyle test edilir. Zaten otomobil satın alacak kişi de satış noktasına gittiğinde otomobilini fabrikasyon lastikleriyle teslim alır. Bunun da ötesinde test için alınan tüm araçlara aynı lastiği takmak fiziksel olarak da mümkün değildir. Çünkü bir lastiğin her otomobile uygun ebadı büyük ihtimalle olmayacaktır. Porsche ve Ferrari gibi üreticilerin araçlarındaki fabrika çıkışı lastikleri özellikle tavsiye edecekleri de bir gerçektir.

Standart diş derinliği ve lastik havası konusundan anladığım ise şu: Otomobillerdeki aynı marka lastiklerin diş derinlikleri de aynı olacak, hava basınçları da aynı olacak. Yani bir otomobildeki lastiklerin diş derinliği 8 mm ise diğerinde de 8 mm olacak. Bir otomobildeki lastiklerin hava basıncı 2.2 bar ise, diğer otomobilde de 2.2 bar olacak. Burada şunu söyleyebilirim. Lastik hava basınçları üreticinin önerdiği değerlerde olmalıdır ve hep aynı (doğru göstermesi önemli) hava saatiyle ölçülmelidir.

“Standart hava” diye bir şey mümkün değildir. Üzerinde yaşadığımız dünyamızda mümkün olamıyor. Dünyaca ünlü otomobil dergileri de testlerini zemin ıslak olmamak kaydıyla açık alanda yapıyorlar. Rüzgârın etkisini minimize etmek için iki yönde kalkışlar yapıp, ortalama sonucu veriyorlar. Peki bu durumda ne yapılır? Test notu alıyorsanız o günkü hava sıcaklığını, araç üstündeki lastik markasını, ebadını not edersiniz. Bu işin dünyadaki standardı budur.

***

İddia sahibi bahsi geçen mesajlarının birinde sürüş izlenimi dahi yazamayacak kişilerin bir gerçek olduğundan bahsetmiş. İşte buna katılıyorum. Nedenlerini aşağıdaki örneklerle anlatayım.

Yanlışı herkes yapabilir, ben de yapıyorum. Mesela bir otomobilin motor gücünü yanlış yazmış olabilirim. Belki sayfa tasarımındaki dikkatsizlik nedeniyle cümle yarıda kesilmiş olabilir.

Ama turbodizel motorlu bir otomobil kullanıp (aynen alıntıdır) aracı kullanırken eksikliğini hissettiğim tek şey turbo oldu. Sakin ama kararlı bir ivmelenmeye sahip C70’de turbo keyfini yaşamak isteyenler T5 motorlu versiyonu tercih edebilir demek yanlıştan öte bir şeydir. Bu bilgisizliktir.

Yine izlenime gelelim. Mesela bir koltuğa oturdunuz. Biraz sonra kalkıp yine oturdunuz. Eğer koltuk kırılmadıysa, minder kaymadıysa-çökmediyse, boyunuz-kilonuz değişmediyse veya kıyafetiniz aynıysa izleniminiz aynıdır. Yani rahatsa rahat, rahatsızsa rahatsız.

Aynı şekilde Seat Ibiza Cupra’nın şanzımanını spor konumuna alınca süspansiyonda fark olduğunu hisseden ve (aynen alıntıdır, hatalar bana ait değildir) “Aracın otomatil şanzımanında ayrıca spor modu bulunuyor. Bu konumdayken vites aralıkları uzuyor ve daha devirli kullanarak, gerçek bir spor otomobil kullanma keyfini doya doya yaşayabiliyorsunuz. Ancak bu konum süspansiyon ayarlarına de etki ettiğinden yolu daha fazla hissediyorsunuz.” diyen kişinin hislerinden şüphe duyarım. Çünkü bu araçta aktif-adaptif süspansiyon yok! Yani şanzıman spor konumda olsun olmasın, süspansiyonun sertliği hep aynıdır. Bu durumda sürüş izlenimi yazan kişinin izlenimi ne derece doğrudur? O da tartışılır.

Bunlar bana göre hatadan öte şeylerdir. 100 HP yerine 110 HP yazmak hatadır, dergide yarım kalmış cümle, bu da bir hata sayılabilir. İzlenime konu olan ürünü kullanıp da, olmayan bir özelliği varmış ve hissetmiş gibi yazmak ise rüya görmektir ve yazılan yazı sürüş izlenimi değil, hayal izlenimi veya rüya izlenimi olur. Herhalde şanzımanı spor konuma alınca bir nevi “plasebo etkisi” oluyor o yazıyı yazan kişi aracın süspansiyonu sertleşmiş gibi hissediyor.

***

Sonuç olarak bazı yayınlar performans testi yapmayı tercih etmeyebilir veya kendi “yetersizliklerinden” dolayı test yapamayıp, bahaneler üretebilirler. Bazı yayınlar sürüş izlenimi yapmaya çalışırken plasebo etkisinde kalabilir. Bazı yayınlar sürüş izlenimi yerine hayal izlenimi de verebilir, ama “Türkiye’de hiçbir yayının otomobil testi yapacak durumda olmadığı” iddiasına katılmıyorum ve Otomobil Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak gelişmiş cihazımızla “test yapıyoruz” diyorum.

İddia sahibinin katıldığım tek düşüncesi bazı kişilerin sürüş izlenimi dahi yazamıyor olmalarıdır. Hatta ilk sayısındaki editör yazısını bile e-otodergi’nin ilk sayısındaki editör yazısından devşirip yazanlar olduğu da bir gerçektir.

  1. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak gibi kötü huylarımız var maalesef ama iyi ki sizler varsınız , sürekli yazılarınızı takip edip kendi deneyimlerimizle ve ihtiyaçlarımızı ve önceliklerimizi iyi belirleyip araç satın almamıza veya aldırmamıza yardımcı oluyorsunuz . Kendi adıma teşekkür etmek istiyorum güzel bir makale olmuş …

  2. Kusura bakmayın ama bence siz ve diğer tüm yayınlarda da bu işin adı sürüş izlenimi. Şöyle dünya çapında bir test haberini basılı veya internet mecrasında kimse gerçekleştiremedi.

  3. Merhaba Sayın Zeyfeoğlu,

    Fikrinize saygı duysak da, aynı fikirde değiliz. Test haberi veya test videosu olması için dünya çapında olmasına zaten gerek yok (dünya çapında sözünden “dünyaca izlenen, dünyaca okunan” anlamını çıkartıyoruz). Dünyadaki birçok yayın hızlanma-fren ölçümü yaptığı zaman bunu “test” olarak vermekte. Biz sürüş izlenimlerinin yanına ayrı bir kategori açmadığımız için sürüş izlenimi-test şeklinde bir ibare koyuyoruz (dünyadaki önemli yayın organlarında da “review” kategorileri altında testler ve sürüş izlenimleri yer almakta). Video testlerimizin açıklama kısmında ise zaten “performans testi” gibi bir ibareye yer veriyoruz ve bu videolarda otomobillerin hızlanma ve fren ölçüm sonuçlarını aktarıyoruz. Eğer bir “performans testi”nin nasıl olması gerektiğini söylerseniz seviniriz.

    Saygılar,

  4. Ah be güzel kardeşim. Bilen biliyor zaten. Sen ne üzersin kendini? Yani ciddiye alınacak biri mi bu şimdi allahaşkına? ‘Vay be! Amma ses getirdi yazım’ diye dolanacak ortada seninki şimdi. Sen bu çapulculara değil, işine odaklan. Biz sizi takdir ediyor, beğeniyor ve izliyoruz. Bu yetmez mi? Kendini kime -ve neden- kanıtlayacaksın ki? Anlamamışsa, zaten gene anlamayacaktır. Öpüyorum seni.

  5. Merhaba tarik bey ben murat ya bi sorum olucak sana 120den sonra. 4 silindir
    Çalışıyorya araçta bi sarsma oluyor mu.sarsma oluyor diye duydum .

  6. Arac burulma direnci belirtilmeyen hic bir testi ben dikkate almam.

    nasilki arac bir butun diyorsunuz fabrika cikisi lastikle edilir diyorsunuz o zaman sadece hizlanma testi de yapmakta yanlistir.nedenide musteri hicbir zaman en iyi hizlanan araci almaz .her kritere bakar.en iyi hizlanipta en az konfor sunanida almaz extrem bir performans beklentisi yoksa.yorumlar genelde subjektiftir.mesela malzeme kalitesi 1 den 10 a kadar siniflandirilmali.ve bir deger vermelisiniz.ben daha turkiyede gercekten test etmisler diyebilcegim bir test goremedim.

    • Merhaba, biz sadece hızlanma testi yapmıyoruz. Fren testi de yapıyoruz. İnsanların otomobil tercihlerinde kriterler performans, konfor, tüketim veya başka bir unsur olabilir. Bu onların tercihi. Ancak insanların aldıkları otomobilin ne kadar mesafede duracağını bilmeleri bizce çok önemli. Hızlanma testinde de araç üreticisinin iddia ettiği değerin gerçek hayatta ne kadar uygulanabilir veya gerçekçi olduğu ortaya çıkar.

      Testler objektif ve subjektif olmak üzere iki ana kritere sahip. Objektif olanlar hızlanma, fren, ara hızlanma gibi değerleri içerirken, subjektif olanlar da kalite hissi, koltuk rahatlığı gibi kriterleri içerir. 1’den 10’a kadar puanlamayı daha önceden çalıştığım dergilerde yapmıştım. Ancak o da kendine göre handikaplara sahip.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

 

Kategoriler